Perşembe, Ocak 18, 2007

Kırgızistan Türklerin Vizesiz Girişine Son Veriyor

Türk vatandaşları Kırgızistan'a vizesiz giriş yapıp 1 ay kalabiliyordu. Kırgızistan hükümetinin hazırlayıp meclise sevk ettiği yeni yasa yürürlüğe girerse bu uygulama kalkacak, vize mecburiyeti getirilecekmiş. Umarım Kazakistan da aynı uygulamayı benimsemez. (Vize uygulamasına geçileceği yıllardır konuşulur.)

Karşılıklı vizesiz giriş hakkının yarattığı olumlu psikolojik etki, bence sağladığı maddi kolaylıktan da önemli. Kazakistan'a istediğim zaman gidebileceğimi bilmek, ailemin ve arkadaşlarımın "nasıl vize alırız" telaşına düşmeden beni ziyaret edebileceği güvenine sahip olmak benim için önemli. Kazakistan vatandaşlarının da Türkiye'ye vizesiz girme ve 1 ay kalma imkanına sahip olmaktan memnuniyet duyduklarını ve buna değer verdiklerini biliyorum. Bu imkanın korunabilmesi için vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin vizesiz bulunma hakkını istismar etmemesi gerek.

Haberi bana gönderen arkadaşım, Kırgızistan'ın vize uygulamasına geçmesinin özellikle Kırgızistan'a yakın Almatı ve Astana bölgesindeki Türk vatandaşlarının Kazakistan'la Kırgızistan'ın başkenti Bişkek arasında gidip gelerek iki ülkede de uzun süre vizesiz bulunma imkanını kullandıkları için düşünülmüş olabileceği yorumunda bulundu. İhtimal dahilindedir ama yorum yapacak kadar bilgim yok.

Milliyet'in konuyla ilgili haberini okumak için tıklayın. (Haber'de Kazakistan'a vizeyle girildiği yazılmış. Bu bilgi yanlış. Özbekistan'a giriş için vize gerektiği doğru ve vize almanın çok güç olduğunu duyuyoruz. Türkmenistan için durum nedir bilmiyorum.)

Resim: Kırgızistan bayrağı

Cumartesi, Ocak 13, 2007

TengizChevroil (TCO)

Atırau ve çevresindeki şirketleri tanıtmaya en büyüğünden başlıyorum: Tengiz Chevroil, kısaltılmış şekliyle TCO. (İngilizce konuşanlar "Tisio", Rusça konuşanlar "Tişio" şeklinde telaffuz eder.) Şirket tanıtımlarını istatistiki verileri sıralayarak değil, sohbet şeklinde yapacağım.

TCO 1993 yılında Tengiz petrol bölgesini işletmek için kurulan bir ortaklık, İngilizce tabiriyle Joint Venture, JV. Büyük hissedarı %50 ile ABD'li petrol devi ChevronTexaco. %25 hisse ExxonMobil'in,Kazakistan devlet petrol şirketi Kazakoil (Kazmunaigaz) %20 ve Rusya'nin Lukoil şirketinin %5 hisseleri var.

devamını okumak için alttaki bağlantıyı tıklayın

TCO, Tengiz ve Karolev petrol bölgelerini işletiyor. Tengiz bölgesi dünyanın tespit edilmiş en büyük 2. petrol rezervine sahip. Yer altında 25 milyar varil petrol olduğu tahmin ediliyor. Bu 4 kilometre küpe eşdeğer. Eni, boyu 1 km, yüksekliği 4 km, (1 km=10 futbol sahasının, 4 km=40 futbol sahasının kaleden kaleye uzaklığı) büyüklüğünde bir prizma düşünün, işte onu dolduracak kadar petrolden söz ediyoruz. Petrol yer altında göllenmiş şekilde bir arada durmadığı adeta banyo süngerinin suyun emdiği gibi taşa toprağa işlediği için, petrolün yayıldığı alan bundan muhakkak çok daha geniş.

25 milyar varil petrolün piyasa değeri nedir? Kabaca petrolün piyasa fiyatının varil başına 40-80$ arasında değiştiği varsayımıyla hesaplayalım. 1 ila 2 trilyon dolar arası bir rakama ulaşırız. (1 trilyon=1,000 milyar, ya da 1 milyon kere 1 milyon) Kimi analistlerin petrol fiyatının 2010'a kadar 200$'a ulaşacağı tahmininde bulunduklarını ve 25 milyar varilin üzerinde petrol olmasının da gayet muhtemel olduğu yorumlarını göz önüne alırsak belki de 4-5 trilyon dolarlık bir rezervden bahsediyoruz. Haliyle bu bir çırpıda çıkartılıp satılacak değil, belki bu gelir 100 senede elde edilecek. Dost ve kardeş ülke Kazakistan'ın böyle bir zenginliğe sahip olması mutluluk verici.

Tengiz Projesinde başta ENKA (sonradan Kazakistan'da SK adını aldı) olmak üzere birçok Türk şirketinin de emeği var. Özellikle TCO'nun ilk yıllarında Türk şirketlerinin ve iş gücünün tecrübesi, azmi, pratikliği, zor ve belirsiz şartlara hızlı uyumu, projelerin gerçekleşmesinde önemli rol oynadı. ENKA Tengiz'de adeta bir okul vazifesi gördü. Yerel personelin yetişmesine önemki katkılarda bulundu. Bunu günümüzde TCO ve AGIP gibi şirketlerin bünyesinde çalışan yerel personel içinde ENKA geçmişi olanlara sıklıkla rastlamamız ispatlıyor. Ayrıca ENKA'nın taşeronlaşmaya verdiği önem ve teşvik sayesinde birçok Türk ve Yerel girişimci şirket kurdu, bu şirketler önce ENKA'nın TCO ile alakalı projelerine hizmet verdiler sonra gelişerek kendileri de doğrudan iş alacak konuma geldiler. (ENKA'yı zaten ayrı başlıkta anlatacağım. TCO ile olan ilişkisini de orda açarım.)

Tengiz petrolü Sovyetler Birliği zamanında 1979'da bulunmuş ve petrol üretimi TCO'dan önce de varmış ama kapasite düşükmüş. Tengiz petrolü derinde, çıkartması ve işlemesi yüksek teknoloji gerektiriyor. 1993 sonrası bu teknolojiyi TCO getiriyor, bunun için büyük yatırımlar yapıyor.

Tengiz petrolü ham haldeyken içinde sülfür barındırıyor. Sülfürlü petrolü nakletmek mümkün değil, zira sülfürlü petrolün çelikle arası pek iyi değil. Sülfürden rafine edilmeden nakledilmek istense boru hattına veya tankere zarar verirmiş. O yüzden sülfürü petrolden ayırmak gerekiyor. Tengiz'deki Enka'nın filan yapa yapa bitiremediği projeler işte genelde bu sülfürle alakalı. TCO şu an için sülfürü rafineride petrolden ayrıştırıyor ve Tengiz'de depoluyor. Tengiz'e gidenleri hayrette bırakan sarı dağlar bu birikmiş sülfür. Sülfürün ekonomik değeri var, örneğin gübre üretiminde kullanılıyor ama zaten kısıtlı demiryolu hattını sülfür nakletmeye ayırmayı bugünkü sülfür fiyatları kurtarmıyor. O yüzden sülfür satılmıyor, atılmıyor, depolanıyor.

SK'nın (Bechtel-Enka JV'nin yerel şirketi) ,TCO için taahhütünü gerçekleştirdiği SGI diye bilinen projesi "Sour Gas Injection" ın kısaltılmışı. Burdaki bahsedilen ekşi gaz sülfür. Bu teknoloji sayesinde sülfür petrolden ayrıştırdıktan sonra geri toprak altına basılacak, çevreye zarar vermesi engellenecek hem de kuyuların daha verimli çalışması sağlanacakmış. TCO bu projeye çok önem veriyor. Yakında devreye girecek.

TCO'nun yukarda bahsettiğim SGI'ın da dahil olduğu 2. etap petrol işleme tesisleri (SGP-Second Generation Plant) bitince üretimin günlük yaklaşık 450,000 varil olacağı tahmin ediliyor. Bugünkü fiyatlarla günlük 20-25 milyon, yıllık 700-900 milyon dolar civari bir ciroya tekabül eder. 2010 sonuna kadar da darboğaz giderme projeleriyle günlük 700,000 varile çıkacağı tahmin ediliyor. Bugünkü fiyatlarla bu da günlük 40 milyon, yıllık 1,5 milyar dolar anlamına gelir. Petrol fiyatlarının artacağına kesin gözüyle bakıldığını da tekrar hatırlatayım. (verdiğim rakamlar yuvarlanmış rakamlar)

TCO petrolünü iki yoldan satıyor. Birincisi CPC (Caspian Pipeline Consorsium) un sahip olduğu ve işlettiği boru hattı ile petrolün Rusya'nın Karadeniz'deki Novorosisk limanına iletilmesi, ordan da gemilerle Türkiye boğazlarından geçerek Akdeniz'e açılması ve dünya pazarına ulaştırılması. Diğer seçenek ise Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı. İki alternatifin de Türkiye'yi kullanması önemli. Kazakistan petrolünü ve gazını Çin'e satmak için de boru hatları inşa ediyor, ama bunlar ne durumda ve TCO petrolü için kullanılıyor mu, bilgi sahibi değilim.

TCO yazısına bilgi eklemeye devam edeceğim. Web kaynaklarını çoğaltacağım. Yorumu olanlar, düzeltilmesi gereken yerler olduğunu düşünenler, web kaynağı tavsiye edenler lütfen bana iletsin.

Fotoğraf: http://tengizchevroil.en.oddd.org/ adresinden kopyalandı.

TCO ve Tengiz ile ilgili web kaynakları:

* Chevron'un Kazakistan operasyonunu tanıtan sayfası

* Chevron Eurasia Report - Chevron Petrol şirketinin Avrasya faaliyetleri raporu

* 1998 yılında yapılan bir toplantıda Chevron'un o zamanki yönetim kurulu başkanı (CEO'su) Kazakistan'a girmelerinin hikayesini anlatıyor.

* TCO yu anlatan bir rapor

* Caspian Energy'nin TCO'yu anlatan sayfası

* Hidrokarbon Teknolojileri web sitesi TCO yu tanıtıyor

Cuma, Ocak 12, 2007

Kazinform'dan Önemli bir Kazakistan-Türkiye İlişkileri Yorumu

A-K-T grubunun değerli üyesi Hakan Yıldızcı Kazakistan'ın resmi haber ajansı Kazinform'da yayınlanan kayda değer bir yorumu gönderdi.

Kazakistan-Türkiye ilişkilerinin incelendiği yazının başlığına da yansıyan ana teması Kazakistan'ın Türkiye ile olan ilişkilerini daha da ileri seviyelere çıkarmak ve ilişkilerde ana ekseni etnik kültürel ve dinsel benzerliklerden ziyade karşılıklı ekonomik fayda prensibi üzerine oturtmak istediği.

devamını okumak için alttaki bağlantıyı tıklayın


Yazıda, Tengiz Enka'da ve geçen sene Gate Atırau'da yaşanan olaylara değinilmiş. Kazakistan'da halkın bu olaylara tepki gösterdiğini aktararak ilişkilerin bu anlamda yara aldığını ima etmiş. (Türkiye'deki tepkiye değinilmemiş) Buna rağmen iki ülkenin de hükümetler seviyesinde olayları daha da büyütmeden kapatmalarının ilişkilere verilen önemin bir göstergesi olduğuna değinilmiş.

Türkiye'nin Kazakistan'ın Orta Asya'daki önemini kavradığı ve Kazakistan'ı Türk birliğinin sağlanmasında öncü ülke olarak gördüğünden söz edilmiş. Nazarbayev'in 17 Kasım'da Türkiye'de düzenlenen Türkçe Konuşan Ülkeler Toplantısı'na önem verdiği ve bu toplantıdan Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan arasında ticaretin ve işbirliğinin geliştirilmesi yönünde kararlar çıktığına değinilmiş. Kazakistan'ın, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının gelişmesi konusunda verdiği desteğin "Rusya'ya rağmen" olduğu ve Türkiye'ye avantaj sağladığı yorumu yapılmış.

Türkiye'nin Kazakistan'daki 50 milyar dolarlık yabancı yatırımda sadece 2 milyar dolar payının Rusya ve Çin'in hayli gerisinde olduğu belirtilmiş. Türkiye'nin tekstil ve inşaatla sınırlı kalmaması, başka alanlarda da Kazakistan'ın kalkınmasına katkıda bulunması gerektiği ima edilmiş. Hükümet'in Türk işçi kotalarını arttırmasının Türkiye'ye verdiği önemin bir örneği olarak gösterilmiş.

Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattına ayrılan paragrafta Kazakistan'ın ABD'nin de arkasında olduğu bu hatta desteğinin (Tengiz petrolünün bir kısmını Hazar'dan buraya basıyor) Rusya'yı kızdırdığı ve Kazakistan'la gerçekleştirmek istediği ekonomik birlik düşüncesine ters gördüğü açıkça ifade edilmiş. Kazakistan'ın, Rusya ile olan ilişkilerine önem verdiği ama alternatifler geliştirerek Rusya'ya bağımlı kalmak istemediği aynı açıklıkla olmasa da belirtilmiş. (AB ve ABD'den başka dış politika açılımı geliştiremeyen Türkiye'nin Kazakistan'dan çok eksenli politika yapma konusunda örnek almasını dilerim.) Kazakistan'ın boru hatlarının dışında da Türkiye'yle enerji nakli üzerine ortak projeleri olduğu, Kazak petrolünün deniz yoluyla Türk boğazlarından geşişinin artması ve Karadeniz'e bir rafineri yapılmasına yönelik çalışmalar olduğunu aktarılmış.

Kazakistan'ın Türkiye'nin AB'ye, Türkiye'nin de Kazakistan'ın Dünya Ticaret Örgütü'ne girmesi için birbirlerini desteklediğinin altı çizilmiş. Nazarbayev'in Kasım ayında Kazak Halkları toplantısında yaptığı konuşmada Kril alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi gerektiğini söylemesinin Türk Birliği Projesi'ne önemli bir sembolik katkı olduğu değerlendirmesi yapılmış.

Son olarak, yazının başında yapılan, "kültürel ve etnik bağların önemli olduğu, ama ilişkilerin ekonomik temeller üzerine oturtulması" hedefi tekrar edilmiş.

Medyada bu ve benzeri yorumlarla karşılaşıyorduk, ama bunların Resmi Haber Ajansınca bu denli açıklıkla dile getirmiş olmasını çok önemli ve olumlu buldum.

Perşembe, Ocak 11, 2007

Soru: Atırau hem Asya da hem Avrupa'da mı?

Soru 2: Atırau'dan geçip Hazar Denizi'ne dökülen Ural Nehri'nin Asya ile Avrupa arasında sınır olduğu, bu yüzden Atırau'nun İstanbul gibi hem Asya'da hem Avrupa'da olduğu doğru mu?

Cevap 2: Wikipedia'daki Avrupa'nın coğrafyası konu başlıklı yazıda Asya ile Avrupa'nın Güneydoğu sınırı hakkında mutabakat olmadığını yazmış. Kimi uzmanlar Ural'ı kimileri de Emba nehrini ( sınır kabul edermiş. Ural kabülünü esas alırsak şehirde de söylendiği ve köprüden geçerken "Welcome to Asia/Europe" yazısının bize işaret ettiği gibi, Atırau hem Asya da hem Avrupa'da yer alır. Emba'yı sınır alırsak Atırau'nun tümünü Asya'da kabul etmiş oluruz. Benim tercihim birincisi, yani Atırau'nun Avrupa'da ve Asya'da toprakları olduğunu kabul etmek. Bu, Avrupa meraklısı olduğum için değil, bu sembolik durumun sevdiğim kültürlerarası yaşama uygun düştüğü ve bana İstanbul'u hatırlattığı için. Hem yazları nehirde karşı kıyaya yüzdüğümde "Asya'dan Avrupa'ya yüzüyor olma fikri de hoşuma gidiyor. (Akıntı ve mesafe yüzünden bunu İstanbul'da yapmak epey zor olsa gerek)

Sonuç olarak, kıta sınırları jeolojik faktörler kadar öznel kabullere de dayanıyor. İstanbul'u da coğrafi olarak Avrupa'da saymayanlar olduğunu hatırlayalım ve Atırau'yu yerel kabülün de bu yönde olması nedeniyle biz de Asya ve Avrupa'da görelim.

Not: Bu bağlantı'da Emba nehrinin güzel bir resmi var. Emba nehri, Kazakistan sınırları içinde yer alan ve Ural dağlarının bir uzantısı kabul edilen Mugalzhar dağları bölgesinden (Aktöbe'de) doğup yine Kazakistan'dan Hazar'a dökülüyormuş.
__________________________________

Bu konuyla veya Kazakistan ve Atırau'yla ilgili başka sorunuz varsa caneronoglu@gmail.com adresine konu kısmına "Atırau günlüğu soru" yazarak e-posta gönderebilirsiniz. İmkan ve bilgim dahilinde cevaplandırmaya çalışırım.

"Soru-Cevap Arşivi"ne dönmek için tıklayın

Kabinedeki Değişiklikler

Başbakan Daniel Ahkmedov'un istifasından sonra yerine yeni başbakan olarak Karim Massimov atandı. Eski Atırau valisi Aslan Musin de Başbakan yardımcısı oldu. Musin, kısa bir süre önce Atırau valiliğinden Finans Bakanlığı'na terfi etmişti. Yükselişi devam ederse bir sonraki başbakan olacağı söyleniyor. Eski Başbakan Ahmedov ise Savunma Bakanı olarak atandı. Kazakistan'da ve Rusya'da başbakanlar ve bakanlar sıksık değişiyor. Bu değişiklikten sonra eski başbakanlar statü olarak daha düşük görevler almaktan imtina etmiyorlar. (Son örnekte, yeni başbakan Massimov eski başbakanın Ahmedov'un kabinesindeydi, şimdi onun amiri konumuna yükseldi.)

Karim Masimov Kazakistan'da yaşayan Türklere ve Türkiye'ye karşı daha sıcak politikalar yürütecek şeklinde "tamamen psikolojik" bir hissim var. Umarım doğru çıkar. Son gelişmelerin Kazakistan ve Türkiye için olumlu sonuçlar doğurmasını diliyorum.


Fotoğraflar:
Üstte; yeni atanan Başbakan Karim Masimov. Altta; eski Atırau Valisi, Yeni Başbakan Yardımcısı ve Finans Bakanı Aslan Musin.

Çarşamba, Ocak 10, 2007

Türkiye'deki Kazak köyü

Aşağıdaki haber 1950'li yıllarda Çin'den göç etmek zorunda kalan bazı Kazak'ların Türkiye'yi kendilerine yurt edinmeleri ve 50 yıldır Türkiye'de barış içinde yaşamalarıyla ilgili.

Kazakh Refugees in Turkey- 50th Anniversary
(Türkiye'deki Kazak göçmenler - 50. yıl)

Fotoğraf:
Bahsi geçen Türkiye'deki Kazak köyü, Neweurasia.net den kopyalandı.

Soru 1 - Atırau'nun doğru imlası ve telaffuzu

Soru 1: Atırau'nun doğru imlası ve telaffuzu nasıl olmalıdır? Atrav, Atirau, Atraw, Atrav, Atyrau vb. yazılımlarının ve telaffuzlarının hangisi doğrudur?

Cevap 1: Şehrin adı Kazakça ve Rusya "Атырау" şeklinde yazılıyor. Wikipedia'ya göre Bu "Atırau" okunur, o yüzden ben şehirden bahsederken okuduğum gibi yazıya döküyorum. Atırau henüz Türk Dil Kurumu'nun imla kılavuzlarına girmemiş.

Okurken, sonraki "u" harfi "v" veya "ğ" ya yakın bir şekilde telaffuz ediliyor, uzun bir "u" söylenmiyor. Ortadaki "ı" da ise vurgu yok, yuvarlanıyor, hatta tamamen yutuluyor gibi algılanabilir. Bazıları "Atirau" diye ortada vurgulu bir "i" ile söylüyorlar, bu yanlış ve kulağı tırmalayan bir telaffuz.

İngilizcesi "Atyrau" şeklinde yazılıyor. O yüzden yabancılar genelde "Etrau/Etraw" şeklinde telaffuz ediyor.

Şehrin SSCB ve öncesindeki adı ise Guriev.
__________________________________

Bu konuyla veya Kazakistan ve Atırau'yla ilgili başka sorunuz varsa caneronoglu@gmail.com adresine konu kısmına "Atırau günlüğu soru" yazarak e-posta gönderebilirsiniz. İmkan ve bilgim dahilinde cevaplandırmaya çalışırım.

"Soru-Cevap Arşivi"ne dönmek için tıklayın

Sebze meyve fiyatlarındaki aşırı artışın nedeni

Geçen gün Kazakistan'daki fiyat artışlarıyla ilgili bir habere yer vermiştim. En büyük fiyat artışı taze sebze meyve fiyatlarında gerçekleşmişti. Bunun sebebini öğrendim. Rusya, Polonya, Gürcistan ve Moldovya'yla olan ilişkileri gerginleşince bu ülkelerden taze sebze meyve ithalini zorlaştırmış, bu açığı Özbekistan'dan ithalata ağırlık vererek karşılamış. Rus talebinin artması doğal olarak Özbeklerin fiyatları yükseltmesiyle sonuçlanmış. Kazakistan da taze sebze meyveyi en çok Özbekistan'dan ithal ettiği için fiyat artışlarından etkilenmiş.

Aşağıya eklediğim Kazakhstan Newsline'ın haberinde ayrıntılar var. (Kazakhstan Newsline'a newsline@checkpoint.kz adresinden ulaşılabilir)

Uzbekistan increases Export of Fruit and Vegetables
In 2006, Uzbekistan exported more than 694.000 metric tons of agricultural products worth $ 342 millions. In 2005 this was only about 660 000 metric tons. Russia remains the main importer of fruits and vegetables from Uzbekistan – Russia’s share in total imports of Uzbek agricultural products grew from 50% to 86%.
According to the Uzbek news agency - Press-uz.info, the country exported about 250K metric tons of vegetables (including melons) worth $ 83 million and 404K metric tons of fruits, worth $ 244 million in 2006. Furthermore, Uzbekistan exported about 32800 metric tons of processed fruits and vegetables, and about 7000 metric tons of wine during the same period.
According to most experts, the increase in the export of fruits and vegetables from Uzbekistan was mainly possible due to bans on the import into Russia of vegetables, fruits and berries from Poland, Moldova and Georgia.
As a result, Russia created favorable conditions for the delivery of fresh produce and processed products from Uzbekistan for its own market. Experts have pointed out that Uzbekistan has a very favorable climate for further growth in the production and export of vegetables and fruit, according to freshplaza.com (Netherlands).

Pazartesi, Ocak 08, 2007

Ortak Kültürel Değerler Sempozyumu

Aşağıdaki duyuru Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünce yapılmış. Tümünü okuma için: Sempozyum Duyurusu

Fotoğraf: Karaman'da Nevruz kutlamaları


KAZAKİSTAN VE TÜRKİYE’NİN

ORTAK KÜLTÜREL DEĞERLERİ SEMPOZYUMU

21 - 26 Mayıs 2007 ALMATI - KAZAKİSTAN

- Birinci Duyuru -

Sempozyum Abay Adındaki Kazak Milli Pedegoji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tokmuhammed SADIKOV, Korkut Ata Kızılorda Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kılıçbeg A. BİSENOV ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Turan YAZGAN’ın himayelerinde, Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet HACIOĞLU ve Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alper AKINOĞLU’nun desteğinde, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün organizasyonuyla Kazakistan’ın önceki başkenti Almatı’da 21 - 26 Mayıs 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.

SEMPOZYUMUN KONUSU:
Sempozyumun konuları genel olarak geçmişten günümüze kadar olan süreçte Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültürü ve Türk siyasi tarihidir. Bu bağlamda düşünce ve inanç sistemlerini yansıtan her türlü bilgi, belge ve bu bilgilerin irdelenmesi bu sempozyumun konuları içinde yer alabilir.

SEMPOZYUMUN AMACI:
İki kardeş toplumun dil, edebiyat, tarih ve kültür açısından yüzyıllar boyu paylaştıkları ortak kültürel değerlerin bilim adamlarınca tespit edilip ortaya konulmasının yanı sıra genç araştırmacıların tanışıp bilgi alışverişinde bulunmalarıdır.

SEMPOZYUMA KATILIM ŞARTLARI :
1) Sempozyuma bildiriyle katılmak isteyenlerin 100 – 200 sözcük arasında değişen bildiri özetlerini en geç 27 Ekim 2006 Cuma günü akşamına kadar turkolojisempozyum@cu.edu.tr adresine e-posta yoluyla ekli dosya olarak göndermeleri gerekmektedir. Bu tarihten sonra gelen bildiri özetleri dikkate alınmayacaktır.

2) Sempozyuma kabul edilen bildiri konuları, 10 Kasım 2006 Cuma günü akşamına kadar bildiri sahiplerine 2. duyuruyla bildirilecektir.

3) Bildirisi kabul edilenlerin sempozyumun zaruri giderleri için en geç 30 Kasım 2006 Perşembe günü akşamına kadar Yrd. Doç. Dr. Bedri AYDOĞAN adına açılmış Türkiye İş Bankası Çukurova Üniversitesi / ADANA şubesinin 6010 – 0065949 numaralı ABD doları hesabına 75 $ yatırmaları veya havale etmeleri gerekmektedir.

4) Kabul edilen bildirilerin tamamlanmış hâliyle en geç 27 Nisan 2007 Cuma günü akşamına kadar turkolojisempozyum@cu.edu.tr adresine e-posta yoluyla ekli dosya olarak gönderilmesi gerekmektedir.

5) Tamamlanmış bildiri metinlerinin bir baskısının, sempozyumun gerçekleşmesinden önce yapılması ve katılanlara sunulması planlanmaktadır. Bu nedenle yukarda belirtilen tarihe kadar gönderilecek bildiriler bildiri kitabına girebilecektir.

6) Almatı’ya gidiş ve dönüş biletleri katılımcıların kendisine aittir. Bildiri özetleri kabul edilenler, masraflarını kurumlarından talep edebilirler (Almatı’ya THY ve Air Astana’nın seferleri bulunmaktadır).

7) Almatı’da konaklama ve diğer giderler katılımcılarca karşılanacaktır (Almatı’da 2-3 kişilik daireler yaklaşık 200 $ karşılığında bir haftalığına kiralanabilmektedir. Sempozyuma katılımları kesinleşen bildiri sahiplerinin yerlerinin daha önceden ayrılmasına yardımcı olunacaktır).

8) Sempozyumun son iki günü kültürel ve tarihi özellikleri bulunan mekanların tanınması amacıyla geziye ayrılmıştır. Taleplere göre Ahmet Yesevi’nin türbesinin bulunduğu Türkistan iline veya komşu ülke Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e günübirlik gezi düzenlenebilecektir. Gezi masraflarının zaruri giderler için alınan paradan karşılanmasına çalışılacaktır.

9) Sempozyuma başta Türkiye ve Kazakistan olmak üzere Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Gürcistan, Karaçay-Malkar, Bosna Hersek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Almanya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Moğolistan, İran, Moldova, Litvanya, Beyaz Rusya, Rusya, Ukrayna, Sırbistan, Macaristan, Polonya, Özbekistan, Dağıstan ve Türkoloji çalışmalarının yapıldığı diğer ülkelerden araştırmacıların katılması beklenmektedir.

10) Sempozyumun dili başta Türkiye Türkçesi ve Kazakça olmakla birlikte diğer Türk lehçeleridir. Fakat zaruri durumlarda Türkçeye çevrilmesi şartıyla Rusça ve Almanca, Fransızca, İngilizce gibi batı dillerinden biriyle de bildiri sunulabilecektir.

11) Sempozyumla ilgili ayrıntılı bilgi turkolojisempozyumu@cu.edu.tr e-posta adresinden ve danışma adreslerinden öğrenilebilir. Ayrıca gelişmeler http://tde.cu.edu.tr/ adresinden izlenebilir.

Düzenleme Kurulu Adına

Doç. Dr. Sebahattin ŞİMŞİR Prof. Dr. İ. Çetin DERDİYOK



Sempozyumun Yazışma ve Haberleşme Adresi:

turkolojisempozyumu@cu.edu.tr


Arş. Gör. Engin ÇETİN Tel: 0322 3386084-2443-18
Arş. Gör. Nigar OTURAKÇI Tel: 0322 3386084-2443-25

Danışma:

Doç. Dr. Sebahattin ŞİMŞİR

Abay Devlet Pedegoji Üniversitesi

TDAV Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Dostık 13, Kafedra 304 Almatı

Tel: (3272) 910729

mobil: 8701 642 11 56 (S.ŞİMŞİR)

e-posta: ssimsir@mynet.com.tr

Prof. Dr. İ. Çetin DERDİYOK

Çukurova Üniversitesi

Fen-Edebiyat Fakültesi

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

01 330 Yüreğir – ADANA / TÜRKİYE

e-posta: cderdiyok@hotmail.com


Türksam'dan zihin açıcı makaleler

Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TURKSAM) önemli ve ciddi araştırmalar yayınlıyor. Kazakistan'la ilgili aşağıda bağlantısını verdiğim makalelerin hepsi zihin açıcı. Turksam'ın sıksık ziyaret edilmeye değer bir site olduğunu düşünüyorum.